YDK'ya Sevk Kararına "Tedbir" Yönünden İtiraz Ettim

Tarih : 08 Şubat 2016

Cumhuriyet Halk Partisi

Yüksek Disiplin Kurulu Başkanlığına

 

10.02.2016

Tedbir Kararına İtiraz

 

Başvuran                               : Aylin Nazlıaka

                                                Ankara Milletvekili     

 

Başvuru Konusu                   : CHP Parti Meclisi’nin 07.02.2016 tarihli toplantısında alınan “tedbirli olarak” kesin çıkarma cezası istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk kararına tedbir yönünden itirazımızı içerir dilekçedir

 

Karar Tebliğ Tarihi             : 08.02.2016 

 

A. Açıklamalar

1. Mart 2015’de yapılan önseçim sonucunda Ankara 1.Bölge’de ikinci sıraya yerleşen ve Kasım 2015’de Ankara Milletvekili, ardından da 17 Ocak 2016 tarihinde yapılan Genel Kurul’da da Parti Meclisi üyesi seçilen müvekkil Nazlıaka’ya 08.02.2016 tarihinde tebliğ edilen yazı ile; 

“Cumhuriyet Halk Partili bir milletvekilinin Atatürk resmini odasındaki duvardan indirdiğine ilişkin asılsız ve gerçeğe aykırı iddiaları ortaya atarak partiyi kamuoyunda tartıştırmanız” eylemi nedeniyle CHP Tüzüğü’nün 68/A,F ve 70/A/a-b hükümleri uyarınca, tedbirli olarak “KESİN ÇIKARMA CEZASI” istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmenize karar verilmiştir.

bildirimi yapılmıştır. Bu karar ile birlikte müvekkilin ismi parti web sayfasından ve SMS (toplu gönderim) sisteminden çıkarılmış, Partinin 10.02.2016 tarihinde yapılan kapalı grup toplantısına müvekkil çağrılmamıştır. 

2. Yasal ve meşru bir dayanağı bulunmayan, maddi gerçekleri inkar eden bu kararın, derhal uygulamaya geçilerek müvekkilin siyasal faaliyette bulunma hakkını kısıtlayan “tedbire” ilişkin kısmına, esasa ilişkin her türlü itiraz ve talep haklarımız saklı olmak üzere, Tüzük’ün 68 inci maddesi hükmü uyarınca itiraz zorunluluğu doğmuştur.

B. İtiraza Dayanak Hükümler

3. CHP Tüzüğü’nün 67-76 ıncı maddeleri arasında “disiplin işlemleri” düzenlenmiş olup 68 inci maddesinde,

Önlem niteliğinde görevden uzaklaştırılanlar, önlemin kaldırılması istemi ile görevli disiplin kuruluna tebliğ tarihinden itibaren üç gün içinde başvurabilir. Bu istem yedi gün içinde karara bağlanır.  

hükmü bulunmaktadır. Yine Tüzük’ün 68/A fıkrasında,

A. Parti Meclisi üyelerinin, Yüksek Disiplin Kurulu Başkan ve üyelerinin, TBMM üyelerinin, partili büyükşehir belediye başkanlarının parti suçu oluşturan eylemleri Parti Meclisi’nin istemi üzerine Yüksek Disiplin Kurulu’nca,  ..karara bağlanır..

hükmü bulunmakta olup, Ankara Milletvekili ve aynı zamanda Parti Meclisi üyesi olan müvekkil Nazlıaka’nın, hiçbir hukuki ve maddi temeli bulunmayan suçlamalar kapsamında “tedbirli olarak” YDK’na sevk kararına YDK nezdinde itiraz zorunluluğu doğmuştur.  

C. Suçlamaya Konu Olay

4. Müvekkil ile üç partili milletvekili arasında geçen özel bir görüşme/sohbet sırasında söylenen bazı hususlar, çarpıtılmış bir şekilde basına aktarılmıştır. Nitekim, bu konuyu ilk kez yazan gazeteci “CHP’li Nazlıaka Atatürk’ü Sildi” başlığı ile verdiği haberde, müvekkil Nazlıaka’nın bir milletvekili arkadaşının odasındaki Atatürk resmini indirdiğini, bunu da “yeni şeyler söylemek” gerekir diyerek açıkladığını, Nazlıaka’nın olayı yalanlaması halinde ise tanık CHP’li milletvekillerinin olayı doğrulayacağını, yazmıştır. Oysa Atatürk’ün resmini indiren bir başka CHP milletvekilidir.

5. Olayın basına aktarılışı ve haber içeriği gözetildiğinde; haberin bir başka CHP’li milletvekili tarafından basına iletildiği açıktır. Müvekkil Nazlıaka, özel sohbette geçen sözleri kamuoyuna aktaran kişi değildir. Aksine, çarpıtılarak aktarılan olayın mağdurudur.

6. Müvekkil, 14 Aralık 2015 tarihinde yapılan haberden hemen sonra CHP Genel Başkanı’ndan randevu alarak, iddiayla ilgili Genel Başkanı bilgilendirmiş ve kendisinin mağduru olduğu iddia ile ilgili Parti’nin kurumsal olarak olayı çözümlemesini beklemiştir.

7. Ancak, parti yönetimi hiçbir işlem yapmamış ve tartışmanın kamuoyunda büyümesine, müvekkilin siyasi lince maruz kalmasına neden olmuştur.

8. Bütün bunlara rağmen, çalışma ve faaliyetleriyle parti kamuoyunda takdir toplayan müvekkil, 17 Ocak 2016’da yapılan seçimler sonucunda Parti Meclisi üyesi seçilmiştir.

9. Sonrasında, olayın üzerinden iki aya yakın bir süre geçtikten sonra, bir soruşturma başlatılmış ve müvekkile 06.02.2016 tarihinde verilen bir muhakkik raporuna dayalı olarak Parti MYK’sında alınan kararla durum Parti Meclisi’ne sevk edilmiştir. Olayı basına sızdıran/aktaran, çarpıtan kişi olmamasına, parti kurumsal kimliğine zarar gelmemesi için yapılan tüm baskılara rağmen ilgili kişinin ismini vermeyen müvekkil, 7 Şubat 2016 tarihli Parti Meclisi kararı ile tedbirli olarak “kesin çıkarma cezası” istemiyle YDK’ya sevk edilmiştir.

D. İtirazlarımız

 

i. Olay ve Sürecin Kavranamaması Nedeniyle Hatalı Bir Şekilde Kesin İhraç İsteminde Bulunulması ve Tedbir Kararı Alınması

10. Parti Tüzüğü’nün 68/F fıkrasında, “kesin çıkarma ve geçici çıkarma istemi ile disiplin kuruluna gönderen organ gerekli görürse önlem niteliğinde olmak üzere üyeyi görevden uzaklaştırabilir” hükmü bulunmaktadır. Buna göre, tedbirli olarak sevk için “kesin ve/veya geçici çıkarma” isteminde bulunulması gerekmektedir.

11.  Parti Tüzüğü’nün “Parti Suçları” başlıklı 70.maddesinde kesin ve geçici çıkarma cezası gerektirir suçlar şu şekilde sayılmıştır;

A. Kesin Çıkarma Cezası Gerektiren Parti Suçları

a. Programa ve Tüzük kurallarına, kurultay ve yetkili organ kararlarına aykırı davranmak,

b. Partide aldıkları görev ve sorumlulukla ve üyelikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunmak,

c. Parti kayıt ve defterlerini saklamak, görevi devir sırasında bunları teslim etmemek,

d. Parti doğrultusuna ve temel ilkelere aykırı siyasal çalışmalara ve eylemlere katkıda bulunmak,

e. Parti adaylarına karşı veya başka parti adaylarından yana açık veya gizli çalışmak,

f. Kurultay, kongre, grup ve meclis işlemlerinin, seçim

çalışmalarının yasa, tüzük ve yönetmelik kurallarına uygun olmasını engellemek, bozmak, bozdurmak amacı ile yetkili organlara ve kişilere karşı Tüzüğe uygun itirazlar dışında her türlü engelleyici davranışta bulunmak,

g.  Partiye üye yazımı ve temsille ilgili kuralları çiğnemek, parti içi seçimlere hile karıştırmak,

h. Parti çalışmalarında, özellikle kurultay ve kongrelerde üyelere ve görevlilere eylemli saldırıda bulunmak, çalışmayı engellemek veya önlemek.

B. Geçici Çıkarma Cezası Verilecek Parti Suçları

a. Gerçeğe aykırı olarak Partide kendisine belli görevler verilmiş gibi davranmak ve çalışmak,

b.  Parti içinde ayrılık gözetmek ve ayrımcılık yapmak,

c. Gizli yapılması kararlaştırılan toplantılardaki konuşmaları açıklamak,

d. Parti çalışmalarında üyelere sözlü ya da eylemli saldırıda bulunmak, Parti düzenini bozmak, çalışmaları aksatmak,

e. A bendinin (e), (f ), (g) ve (h) alt bendlerinde belirtilen parti suçlarının özel koşullar nedeniyle hafif   sayılacak durumlarında suç sayılan eylemi işleyenin etkin pişmanlık göstermesi halinde görevli disiplin kurulunun takdiri ile geçici çıkarma cezası verilebilir. 

12. Müvekkilin kesin çıkarma cezası ile sevkine dayanak gösterilen fıkralar Tüzük 70/A/a-b fıkralarında yer alan “a. Programa ve Tüzük kurallarına, kurultay ve yetkili organ kararlarına aykırı davranmak, b. Partide aldıkları görev ve sorumlulukla ve üyelikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunmak,” suçları iken, gerekçe “Cumhuriyet Halk Partili bir milletvekilinin Atatürk resmini odasındaki duvardan indirdiğine ilişkin asılsız ve gerçeğe aykırı iddiaları ortaya atarak partiyi kamuoyunda tartıştırmanız” olarak gösterilmiştir.

13. Suçlama gerekçesi incelendiğinde; müvekkilin asılsız ve gerçeğe aykırı iddialar ortaya atarak partiyi kamuoyunda tartıştırmakla suçlandığı görülecektir. Oysa, yukarıda da aktarıldığı gibi, özel sohbette geçen ifadeleri basına aktaran, çarpıtan müvekkil Nazlıaka DEĞİLDİR. Aksine, müvekkil Nazlıaka “ATATÜRK’Ü SİLMEKLE, ATATÜRK RESMİNİ İNDİRMEKLE” suçlanan kişidir

14. Süreci başlatan haber ve iddia bu iken, maddi gerçeğe tamamıyla aykırı bir kavrayış hatası ile, sanki bu olayı basına aktaran, kamuoyunda çarpıtılmış bir tartışmayı başlatan müvekkilmiş gibi hareket ederek müvekkili kesin çıkarma cezası ile üstelik de tedbirli olarak disipline sevk edebilmek, açık bir takdir hatasıdır. 

15. Ötesinde, bir an için bu kavrayış hatasına dayalı yorum gerçek bile kabul edilse; iddia edilen olay ile dayanılan suç hükümleri arasında da bir illiyet bağı olmadığı ortadadır. Kesin çıkarma istemi için dayanak gösterilen “Programa ve Tüzük kurallarına, kurultay ve yetkili organ kararlarına aykırı davranmak, Partide aldıkları görev ve sorumlulukla ve üyelikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunmak” hükümlerine yönelik bir ihlal SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. Müvekkil hangi kural ve karara aykırı hareket etmiştir?

16. Parti Tüzüğü’nün 70 inci maddesinde kınama ve uyarma cezası verilecek haller de düzenlenmiş olup, “partili üyeler ve yöneticiler hakkında bilerek ve isteyerek aslı olmayan söylentiler çıkarmak, bunları yaymak” fiili kınama cezasını, partililerin kişilikleri ile uğraşmak, parti üyeleri hakkında küçük düşürücü sözler söylemek uyarma cezasını gerektirir bir fiil olarak tanımlanmıştır.

17. Görüleceği üzere, sadece bir an için, iddianın doğru olduğunun kabul edilmesi halinde “asılsız iddialarda bulunmak” eylemi en fazla kınama cezasını gerektirir bir suçlamaya konu olabilecektir. Oysa, itiraza konu kararda, “kesin çıkarmayı gerektirir bir fiil” olarak hatalı bir niteleme yapılmıştır.

18. Bu hatalı niteleme nedeniyle “tedbirli olarak” Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk söz konusu olabilmiştir. Zira, yukarıda açıklandığı üzere, iddianın karşılığı en fazla kınama cezası ile suçlanmaktır, bu suçlama halinde de “tedbirli olarak sevk” mümkün değildir.

ii. Ölçülülük İlkesine ve Demokratik Esaslara Aykırı İşlem

19. Demokratik bir rejimde, “ölçülülük/orantılılık” ilkesi, her türlü eylem ve işlemde öncelikle gözetilmesi gereken kurallardan birisidir. T.C. Anayasası’nın 13 üncü maddesinde "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz" denilerek ilkenin anlam ve değeri anayasal bir norm ile ortaya konulmuştur.

20. Ölçülülük ilkesinin uygulamadaki anlamını ise; “..ölçülülük ilkesi, bir özgürlük ya da hakkı sınırlandırmada başvurulan aracın, sınırlandırmayla ulaşılmak istenilen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, sınırlandırma aracının, amaç için gerekli olması, araçla amaç arasında ölçülü bir oran bulunması alt görünümlerini içeren ..” bir ilke olarak ifade etmek mümkündür. ( Yrd.DoçDr. Yücel Oğurlu, Ölçülülük İlkesi, sayfa 21, vd) Hak ve özgürlükleri sınırlayıcı kararlar ile temel hak ve özgürlükler arasında denge kurmaya çalışan bu ilke,

alt ilkelerini içermektedir. Gereklilik ilkesi ise, “.. gereklilik ilkesi, ölçülülük ilkesi uygulamasının ilk adımıdır. Bununla, sınırlandırmada “en uygun ve yumuşak” aracın seçilmesi kastedilir. .. Anayasa Mahkemesinin bir kararında bu alt ilke, “sınırlayıcı önlemin sınırlama amacına ulaşma bakımından zorunlu olup olmadığını arayan zorunluluk-gereklilik” şeklinde ifade edilmektedir.

21. Müvekkil, milletvekili olarak siyasi hak ve ödevler arasında yer alan “siyasi faaliyette bulunma hakkını” kullanmaktadır. Tüm varlığıyla kendisini ait hissettiği Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde siyasi faaliyette bulunma hakkı da anılan anayasal hakkın bir gereği olup, bunun kısıtlanmasına yönelik tüm düzenlemeler AİHM kararlarında da vurgulandığı üzere, ölçülülük denetimine tabi tutulmalıdır.

22. Bu çerçevede ele alındığında; özel bir sohbette geçen sözlerin, bir başka kişi tarafından, üstelik de müvekkil Nazlıaka’yı hedef haline getirecek ölçüde çarpıtılarak aktarılması sonrasında olayın bizzat ve doğrudan mağduru olan müvekkilin, kesin çıkarma istemiyle siyasi faaliyette bulunma hakkının kısıtlanmak istenmesi, ölçülülük ilkesi temelinde demokratik bir hukuk devleti içerisinde kabulü mümkün olmayan bir girişim olduğu gibi, söylemleri ile demokratik esaslara uymayı taahhüt eden bir CHP için de samimiyet testi haline gelmektedir.

23. İddia edilen olay iki ayı aşkın bir süredir kamuoyu gündemindedir. Basında yer alan ilk haberle birlikte Genel Başkan bilgilendirilmiştir. Kamuoyunda tartışma sürerken, Genel Kurul yapılmış ve müvekkil Parti Meclisi üyeliğine seçilmiştir. Yani; olay ne yenidir ne de yeni öğrenilmiştir. Durumdan iki aydır haberdar olan Genel Başkan, son ana kadar hiçbir işlem tesis etmemiştir. Bu durumda; olayın bu noktaya gelmesi, müvekkilin siyasi olarak karşı karşıya kaldığı ölçüsüz baskılara tek/kendi başına göğüs germesi sadece izlenmişken, olay tüm yönleriyle ortaya çıkmış ve konuşulmuş iken, tedbir istemli olarak disipline sevk işleminden NE GİBİ BİR YARAR BEKLENMEKTEDİR?

24. Bu çerçevede; siyasi faaliyette bulunma hakkını kullanan bir milletvekilinin, iddia edilen eylemle bağı bulunmayan kurallara dayalı olarak tedbirli olarak kesin çıkarma istemiyle disipline sevk edilmesi, ne orantılı ne de gerekli bir girişimdir. Bu süreç CHP’de yönetiminin demokratik esaslara ne denli bağlı olduğunu ortaya çıkaracaktır.

E. Sonuç ve İstem

25. Yukarıda belirtilmeye çalışılan hususlar çerçevesinde; maddi gerçeklere aykırı, hukuki nitelendirme hatası içerir “tedbirli olarak” disipline sevk kararına “tedbir” yönünden itirazımızın kabulü ile müvekkilin anayasal hakkı olan siyasi faaliyette bulunma hakkını ölçüsüz bir şekilde sınırlandırmaya yönelik” tedbir” kararının kaldırılmasını, maddi ve hukuki gerçeklere aykırı suçlama ile ilgili YDK önünde savunma hakları saklı olmak kaydıyla, saygıyla müvekkil adına dileriz.