Nazlıaka'dan Gökçek'e Veda Açıklaması

Tarih : 27 Ekim 2017

Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, cumartesi günü istifa edeceğini açıklayanan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek hakkında açıklama yaptı. 

Nazlıaka açıklamasında Gökçek sürecinin Ankara tarihinde kara bir leke olarak hatırlanacağını söylerken, "Gökçek'in hesabı mahşere kalmaz1 dedi. 

Nazlıaka'nın açıklaması şu şekilde: 

 

BU HESAP MAHŞERE KALMAZ!

Ankara, kurtuluş mücadelesinin aklı ve kuruluş efsanesinin kalbidir. Cumhuriyetten önce bozkırın ortasında kaderine terk edilmiş olan bu kent, Başkent olduktan sonra çağına öncülük eder hale gelmiştir. Kurumları ve tarihsel dokusuyla, yapı ve mimarisiyle, eğitim, kültür ve sanat alanındaki atılımlarıyla, kadın-erkek eşitliğini içselleştirmiş olan çağdaş, ilerici ve laik yaşam biçimiyle aydınlığın şehri olmuştur. Bu aydınlık Ankara’dan tüm Türkiye’ye yayılmış ve her alanda kalkınma hamleleri atılmıştır.

Cumhuriyetin ilanının hemen ardından hayata geçirilen planlı kent uygulamasının en iyi örneklerinden biri olan Ankara, ne yazık ki Gökçek döneminde uğradığı saldırılarla hem tarihini hem de kimliğini kaybetti. 1994 yılında Ankara’nın tepesine çöreklenen bu zihniyet, Ankara’yı itinayla Başkent’ten “boşkente” çevirdi.

“Her dönemin adamı” olma sıfatının hakkını veren bu zat, partisini değiştirse de tavrını değiştirmemiş, aynı kindar duygularla Başkentimizi hırpalamıştır. 2002 yılından sonra bu saldırılar hız kazanmış ve iktidar destekli zorbalık ve rantçılık bu zihniyetin sloganı haline gelmiştir.

Ankara Zulümlerle Tanıştı

23 yıldır süren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Gökçek'in adı birçok yolsuzluk ve usulsüzlük vakasıyla gündeme geldi. Milletvekili seçildiğim 2011 yılından bu yana bu konularla ilgili yüzlerce soru önergesi vermeme rağmen, hiçbiri doğru düzgün yanıtlanmadı. Meslek odaları ve STK’larla birlikte birçok suç duyurusunda bulunduk; hiçbiri hakkında soruşturma açılmadı. Oysaki Gökçek'in işbaşına geldiği 1994 yılından AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar, hakkında 169 inceleme ve soruşturma dosyası açılmıştı. Kısacası; AKP Türkiye’sinde, iktidarla Gökçek el ele vererek tüm yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin üzerini örttü.

Cumhuriyetin Mirasları Katledildi…

AKP’nin rantçı ve Cumhuriyet düşmanı zihniyeti, Gökçek’in “inadım inat” şımarıklığı ile birleşince Başkentimizin tarihsel mirasları teker teker yok edildi.

Bazılarını hatırlayalım:

Atatürk Orman Çiftliği Jandarma Karakolu

Yapım Yılı: 1934 \ Yıkım Yılı: 2013

Su Süzgeci Binası

Yapım Yılı: 1936 \ Yıkım Yılı: 2013

Etibank Binası

Yapım Yılı: 1935 \ Yıkım Yılı: 2013

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü

Yapım Yılı: 1962 – 1974 \ Yıkım Yılı: 2013

Atatürk Orman Çiftliği İşçi Memur Lokantası

Yapım Yılı: 1930 \Yıkım Yılı: 2014

Kumrular İkamet Sitesi

Yapım Yılı: 1956 \ Yıkım Yılı: 2016

EGO Hangarları

Yapım Yılı: 1930 \Yıkım Yılı: 2016

Marmara Köşkü

Yapım Yılı: 1928 \Yıkım Yılı: 2016

Baraj Gazinosu

Yapım Yılı: 1937 \Yıkım Yılı: 2016

Danıştay Binası

Yapım Yılı: 1969 – 1978 \ Yıkım Yılı: 2016

İller Bankası Binası

Yapım Yılı: 1935 \ Yıkım Yılı: 2017

Maltepe Havagazı Fabrikası

Yapım Yılı: 1929 \ Yıkım Yılı: 2017

 

Değerli basın mensupları;

Bu listeyi saymaya kalksam sabaha kadar uzar gider. Peki bu yıkımlar Gökçek için yeterli miydi? Elbette HAYIR!

Gökçek, 1980 yılında tescilli eser statüsüne kavuşturulan İller Bankası’nın yıkımı esnasında zafer pozları verecek, Ankara’nın akciğerleri olan AOÇ ve ODTÜ ormanlarına saldıracak, hayvanat bahçesini yok edecek, Türkiye’nin ilk toplu konut projesi olan Saraçoğlu Mahallesi’ni hedefine alacak, Ankara’nın hastanelerini kanalizasyon basarken “o” şehrin yedi girişine 31 milyon TL harcayarak kapılar yaptıracak, yollarımız çöküp can alırken “o” 20 yıl boyunca 1 metre metro yapamayacak, önce kediler, sonra dinazorlar ve çeşitli ucubelerle Başkentimizi kocaman bir “oyuncak dükkânı” haline getirmeye çalışacaktı. Gökçek’in peçete üzerine çizerek hayata geçirdiği konuşulan Gökkuşağı projesi 6 altı ayda iflas edecek (ki bu projenin billboard reklamları için 3 milyon 610 TL harcandığı iddia ediliyor), 71 milyon TL’ye mal olan demir kafes 8 yıl sonra yerinden sökülecek, Samanyolu Outlet projesi hüsranla sonuçlanacak, Ankaralıların vergileri çarçur edilecekti. Gökçek, her fırsatta temsilcisi olduğu zihniyetin Cumhuriyet değerlerine ve yapılarına saldırısını fütursuzca savunacak ve ete kemiğe büründürecekti.

Gökçek'in adını anarken, onun AKP’nin gerici ve ayrımcı politikalarının uygulayıcısı ve yaygınlaştırıcısı olduğundan bahsetmemek olmaz. Kürtaj tartışmaları sırasında, "Anası olacak kişinin hatasından dolayı çocuk niye suçu çekiyor? Anası kendisini öldürsün" diyerek kadın düşmanlığını açıkça ilan etmişti. Yine “benim bedenim, benim kararım” diyen genç bir kadına Twitter’dan “Sen çok mu kürtaj yaptırdın? Bu kadar bağırmanın nedeni bu mu?” diye seslenmişti. Gökçek, son olarak Ankara'da "pembe vagon" anketi düzenlemişti.  

Gezi direnişinde polis kurşunuyla yaşamını kaybeden “Ethem Sarısülük’ün öldüğü yere “Değerli Türk polisi, Ankara sizinle gurur duyuyor” yazan bir pankart astırmıştı.

Gökçek’in görev süresi boyunca siyasi ve etnik kimlik üzerinden suçlama, kışkırtma ve ayrıştırmaları sürekli kullandığına da tanık olduk. Oysa bir belediye başkanı seçildikten sonra parti rozetini çıkartır ve o şehrin tüm vatandaşlarının haklarını savunur.

Gökçek 2016 yılında katıldığı bir televizyon programında 15 Temmuz darbe girişimi hakkında konuşmuş ve “Bundan sonra ne olur? Ekonomik saldırı yaparlar. PKK ve IŞİD’i bize saldırtırlar. Alevi-Sünni çatışması çıkarırlar. Özellikle bazı ateist Alevi dernekleri var. Türkiye’de bu çatışmayı çıkarmak isteyen dernekler var” diyerek Alevi yurttaşlarımızı ve dernekleri hedef göstermiş ve Alevi vatandaşlarımızın iç savaşa hazırlandığı gibi mesnetsiz ve çirkin bir iftirada bulunmuştu. Gökçek’in Alevi düşmanlığı birçok yerde görünür olmuştur. Mesela 2012 yılında sosyal medya üzerinden tartıştığı bir takipçisine; “Alevi olduğunu bildiğim halde nikah kıydım” diyerek tepki göstermişti.

Gökçek’in sosyal medya üzerinden yaptığı çirkinlikler bununla da sınırlı kalmadı elbette. 2011 yılında belediyenin kış aylarında yapması gereken en temel görevlerden biri olan tuzlama çalışmasının yetersiz olduğunu belirten bir takipçisine “Yolları tuzladık, inanmıyorsan tat istersen” diyecek kadar terbiye sınırlarını aşan bir cevap vermişti.

2007 yılında ise, Ankara’nın çok ciddi bir su sıkıntısı yaşadığı günlerde “Ankaralılar biraz tatile çıksın, anne babalarını görsün, fena mı olur” önerisinde bulunmuştu. Bakınız, biz burada sadece Ankara’nın tarihini yok eden, sorunlarına sorun ekleyen bir yöneticiden bahsetmiyoruz. Ankaralıların aklıyla dalga geçen biri ile karşı karşıya kaldık hep.

Arkadaşlar bilindiği üzere sosyal medya yararlı olduğu kadar yanlış bilginin kolay yayılmasına, asparagaslara ve tarihsel çarpıtmalara da açık bir mecra. Bu yanlış bilgi adreslerinden biri de Gökçek’ti hiç kuşkusuz. Bu ülkenin tarihini bilmeyen, bilmiyorsa araştırıp öğrenmeyen ve tarihi kendi siyasal dünyasında değerlendirmeye tabii tutan bir Belediye Başkanı olur mu? Ama ne yazık ki oldu ve bu cehalet yıllarca Ankara’yı yönetti. Hatırlayalım; Gökçek Cumhuriyetimizin kurucularından İsmet İnönü’yü karalamak adına bir fotoğraf paylaşmıştı. Güya CHP iktidarı döneminde sokaklarda insanların bıyık ölçüleri alınarak halka zulmediliyormuş! Oysaki o fotoğraf Hitler’in Almanya’sına aitti ve 1933 yılında çekilmişti.

Gökçek’in üç kağıtları bununla da bitmedi. Örneğin referandum sürecinde inşaat işçilerinin duvara tuğla ile yazdığı “HAYIR” yazısı Gökçek ve trolleri tarafından montajlanarak “EVET” haline getirilmiş; üstüne üslük bir de “eline sağlık usta” diyerek bu yalana ortak ettiği inşaat işçisini kutlamıştı.

Peki arkadaşlar, bir Belediye Başkanı meslek onuru adına hareket eden; halka doğru haber ulaştırmayı hedefleyen bir gazeteciyi nasıl tehdit edebilir? Biz bunun örneğini de Gökçek döneminde yaşadık. Gökçek hakkında haber yapan Hürriyet Gazetesi Ankara Eki Yazı işleri Müdürü Eray Görgülü’yü Twitter üzerinden tehdit edip; ailesine ait fotoğraflarını yayınlamıştı.  “Öyle şeyler açıklarım ki gazeteciliği bırakır” dediği Görgülü hakkında bir de utanmadan “bu bir tehdit değil; ikaz!” demişti.

Tüm bunları anlatıp Ankaragücü’nden bahsetmemek eksiklik olacaktır. 107 yıllık bir çınar olan ve Ankaramızın gözbebeği olan Ankaragücü de Gökçek’ten nasibini aldı. Siyasi rantlarla kurulan Osmanlıspor adına Ankaragücü harcandı. Takım borç batağına, transfer yasaklarına mahkum edildi. Gökçek o dönemlerde forma yetersizliğinden maçın ikinci yarısına ıslak formayla çıkan, tüm koşulsuzluklarına rağmen kaderine mahkum edilen Ankaragücü’nün yok olmasını istedi. Yardım taleplerine “o zaman takımı bana verin” dayatmasıyla cevap verdi. Ancak tüm bunlara ve Gökçek engeline rağmen Ankaragücü bu dar boğazı aşarak aldığı sayısız başarılar ile bizleri onurlandırdı, yoktan var oldu. Gökçek müze diye diye kendisi müzelik oldu; Ankaragüçlüler onun takıma verdiği zararları hiç unutmayacak.

Bir dönem Ankara'yı “parsel parsel” Gülen Cemaati'ne peşkeş çeken; 15 Temmuz gecesi kendi ifadesiyle; gecekonduda saklanan, başarısız darbe girişimi sonrasında ise “vallahi de billahi de ben FETÖcü değilim” diyen Gökçek, bir türlü AKP Genel Başkanını ikna edemedi. Ne uyduruk “Sol Siyaset ve FETÖ” kitabını bastırarak göze girebildi, ne de medyada kendini amansız FETÖ düşmanı ilan ederek… Çünkü hiç kimse geçmişinden kaçamaz!

Ne zaman Ankara ile ilgili sorunları gündeme getirsek, Gökçek, sorunu tartıştırmamak için sorunu dile getireni tartıştırma yöntemini kullanıyordu. Bu durumdan Başkentine sahip çıkan bir Ankara Milletvekili olarak ben de nasibime düşeni aldım. Örneğin; şehrimizin su problemini gündeme getirdiğim için beni ve komşularımı “su kaçakçısı” ilan etmekten çekinmedi. “Kaçak su” yalanı yargıdan dönmesine rağmen, hakkımda yürüttüğü kara propagandalar bitmedi.

Şimdi kimse bizden bu istifa kararı alındı diye saraya selam göndermemizi beklemesin. Dönemin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan Gezi sürecinde halkı hedef alırken “hepiniz oradaydınız be!” demişti. Şimdi bende bu sözü kendisine aynen iade ediyorum. Sayın AKP Genel Başkanı, Ankara parsel parsel satılırken, Cumhuriyet miraslarımız, tarihimiz, kültürümüz, kentimiz yok edilirken, Gökçek Ankara meydanlarında “Fetullah Gülen Hocaefendisi’ne” derin sevgi ve hasretlerini sunarken, Ankara talan edilip suç çetesi tarafından yağmalanırken, hukuk yok sayılırken, siz de oradaydınız! Hepiniz oradaydınız!

Bir kez daha hatırlatıyorum: Melih Gökçek sadece sahibinin sesinden ibarettir. Temsil ettiği zihniyet bellidir ve ortadadır. Yerine kim gelirse gelsin, Ankaralılar için değil, kendi için menfaat peşinde olan her kim olursa olsun bizi karşısında bulacaktır.

Gökçek istifa edip suçlarından arınamaz. Kentlerimizi telafisi olmayan zararlara uğrattılar. Ankara’nın musluğundan Gökçek akıyor diyorduk; düzeltiyorum: Musluklarımızdan AKP akıyor. Ama yargıda hesaplaşacağız.

 Bu hesap mahşere kalmaz!