OHAL Kabul Edilemez

Tarih : 21 Temmuz 2016

Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, OHAL kararı hakkında yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi: 

Bu ülkenin halkı darbelerin acısını derinden yaşamış ve ağır bedeller ödemiştir. 15 Temmuz günü ülkemizde yaşananlar da bunun bir benzeriydi. Yaşanan Türkiye demokrasisine, parlamenter sistemine bir darbeydi. Vatandaşlarımız öldürüldü. Binalar bombalandı. 
Ancak o karanlık gecenin tek sorumlusu darbe girişiminde bulunanlar, cuntacılar değildir. Onlar kadar, ülkeyi bu hale getirenler, bu darbeye zemin hazırlayanlar, “kandırıldık diyerek” sorumluluğu üstlerinden atmaya çalışanlar da sorumludur.  Devlette bu denli tehlikeli ve kirli bir yapılanma habis bir ur gibi büyürken göz yumanlar, imkan sağlayanlar, ortam oluşturanlar da sorumludur. Hükümetin bu tablo karşısında şapkasını önüne koyup “Biz nerede hata yaptık?” sorusunu sormasının vaktidir. 
Bu darbe girişimi bize bir şey daha gösterdi. Bu da mesele ülke ve demokrasi meselesi olunca ülkenin her kesiminin aynı kaygılarla darbe girişime karşı durabildiği oldu.
Aradan beş gün geçti. Şimdi ülke askeri darbeden kurtulup tek adam yönetimine doğru ilerliyor. 
Her fırsatta milli irade sözünü dillerinden düşürmeyen sözde demokrasi havarileri, OHAL ile milli iradeyi rafa kaldıracak, milli iradenin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni işlevsiz hale getirecektir.  
AKP, 14 yıl boyunca özgürlükler, temel hak ve hürriyetler adına topluma ciddi kaygılar yaşattı. Siyasi iktidar her alanda kendi dünya görüşünü toplumun her kesimine dayattı. Diktiği tek tip ve tek renk elbiseyi herkesin giymesini istedi. Üç çocuk dedi. Kırmızı ruj yasak dedi. Hamile kadınlar sokakta dolaşmasın dedi. İşçi ölümlerine fıtrat dedi. Çiftçiye ananı da al git dedi. Sanat kurumlarını dönüştürmeye çalıştı. Otomatik pilota bağladığı eğitim sistemi ile laik ve çağdaş eğitimi alt üst etti. Din ve inanç özgürlüklerini yok saydı. Yani kısaca ilan edilmeyen bir OHAL yaşattı. 
Şimdi ise ilan edilen bir OHAL ile karşı karşıyayız. Bu OHAL kişi hak ve özgürlüklerine engel olmayacak denilse de 14 yıllık tecrübemiz bize bu dönemde tek tip elbise değil kefen giydireceklerini söylüyor. 
Parlamenter sistemin ve demokrasimizin temeli olan güçler ayrılığı ilkesinin fiili olarak ortadan kaldıran Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı OHAL ile birlikte, tek adam yönetimine geçecektir. Sarayın hazırladığı kanun hükmünde kararnameler hükümet tarafından tasdik edilecektir. Hükümet Saray’ın noteri gibi çalışacaktır. Demokrasinin, Cumhuriyetin birikimi olan kural ve kurumlar iyice risk altına girecektir. Türkiye AKP iktidarının elinde gerici bir zihniyetle yeniden yapılandırılacaktır. 
Bakın, basın özgürlüğü teminatı veriliyor. Oysaki daha dün yani OHAL ilan edilmeden önce bir mizah dergisinin kapağındaki karikatür nedeniyle dağıtımı engellenmiştir. Bugün mizaha dahi tahammülü olmayanlar OHAL döneminde kim bilir neler yapacaktır? Şimdi biz bu basın özgürlüğü korunacaktır masalına nasıl inanalım?
Toplantı ve gösteri yürüyüşü teminatı veriyor. Gezi döneminde daha OHAL yokken, gençlerimiz öldürüldü. O dönemde Cumhurbaşkanı “emri ben verdim” dedi. 3 kişi yanyana durunca müdahaleler edildi. Sosyal medyadan paylaşımlarda bulunanlara yönelik adeta bir cadı avı başladı. Şimdi hangi ifade özgürlüğünden bahsedeceğiz. Hangi toplantı ve gösteri yürüyüşünden bahsedeceğiz. 
Seçim kampanyasında “OHAL kalktı, baskılar bitti” diye övünen AKP şimdi de “OHAL geldi, baskılar bitti” mi diyor?
Bu halk darbeye karşı direndi. Jetleri, tankları demokrasi inancıyla yerle bir etti. Günlerdir insanlara alanlarda demokrasi nöbeti tutturanlar, kutlamalar yaptıranlar, şimdi bir sivil darbe yapmıştır. 
Tayyip Erdoğan’a şunu sormak lazım. İktidarlarınız döneminde kol kola gezdiğiniz, dizinin dibinden ayrılmadığınız, ne istedilerse verdik dediğiniz. Fetullah Gülen devlet içinde bu kadar yapılanırken neredeydiniz?  Fetocu örgütlenmeyi İmamın Ordusu diye açık açık yazan gazetecileri hapislere attırdınız. Ergenekon ve Balyoz gibi düzmece, baştan aşağı kurgu olan operasyonlarla ordunun geleneklerini altüst edip, Fetocu askerleri orduya yerleştiren iktidarınız değil mi? Başbakan Yardımcınızın Ankara’yı cemaate parsel parsel sattı dediği büyükşehir belediye başkanınız hakkında ne işlem yaptınız?
Bugün yaşanılan bu tehlikenin temellerinde hükümetin yanlış politikaları ve alamadığı önlemler dizisi vardır. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili ihlallerin virajına giriyoruz. Umudumuz bu dönemden en az zararla kurtulmaktır. Bu hukuksuz dönemde, bu baskıcı dönemde, vatandaşın hak ve hukuku için, hükümetin hukuk dışı uygulamaları için sonuna kadar mücadele edeceğim. Bu önce bir yurttaş ve bir milletvekili olarak, bu ülkeyi kuran Mustafa Kemal Atatürk’e, halkımıza ve çocuklarımıza olan görev ve borcumdur.