"Suç Duyurusunda Bulundum"

Tarih : 07 Nisan 2016

Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, 50 milyon kişinin kimlik bilgilerinin sızdırılmasına ilişkin sorumlu olan şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulundu. Nazlıaka şu açıklamayı yaptı: 

50 milyon vatandaşın kişisel verileri bir kere daha ortalığa döküldü. Bir kere daha diyorum çünkü bu veriler yeni değilmiş. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım 2010’da sızan kimlik bilgilerinin yeniden sızdığını söyledi. Sonra da olayın vahametini kapatmaya çalışırcasına “bunda bir şey yok” demeye getirdi. Kendi içini böyle rahatlatabilir ama bizim içimiz hiç de rahat değil!

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ açıklama yapıyor: YSK’nın vatandaşlarla ilgili verileri paylaşmasına sınır koyacağız diyor. Yapılan bu açıklamalar, konunun hükümet yetkilileri tarafından bilindiğini ancak bugüne kadar yasal bir işlem yapılmadığını, soruşturma yürütülmediğini, “korunması gerekli kişisel veri” kapsamındaki bilgilerinin alenileştirildiğini göstermektedir. 

Şimdi boy boy açıklama yapan bakanlar o zaman neredeydi? Neden harekete geçilmedi? Bu iki soruya bile cevap vermekten aciz olduğunu düşündüğüm hükümete, bu veriler ele geçirilirken, ticari amaçlar için kullanılırken seyreden hükümete buradan bir görev hatırlatması yapalım. 

Sizin işiniz atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra açıklama yapmak değil. Sizin işiniz bizim aklımızla dalga geçmek değil. Sizin işiniz bilgileri korumak. 

Bunu yapamadığınız gibi bir de Kişisel Verilerin Korunması kanununu getirdiniz. Getirdiğiniz kanunun amacı için “kişisel verilerin; özel hayatın gizliliği, mahremiyet hakkı ve bilgi güvenliği hakkı kapsamında korunması” denildi. Soruyorum. Hangi mahremiyet? Hangi kişisel veriler? Bugün Resmi gazetede yayınlanan bu kanun 50 milyon vatandaşın sızan verileriyle kendini fesih etmiştir. 

Bu ülkede artık ne can güvenliği ne de bilgi güvenliği kalmıştır. Ortalığa saçılan bu bilgiler yüzünden dolandırıcılık artmıştır. Bu bilgilerle sahte kimlik kartları, kredi kartları çıkartılabilir, başkalarının adına krediler çekilebilir duruma gelmiştir. Dolayısıyla, bu çalınma ile telefonla yapılan dolandırıcılıklar arasında bir bağlantı kurulursa, devlet bütün dolandırıcılık zararlarını  ödemek zorunda kalacaktır. Daha da ilerisi, bakanın “haberimiz vardı” açıklaması ile bu süreçte zarara uğrayan herkes devlete tazminat davası açabilir hale gelmiştir.

Anayasa’nın 20.maddesi ile kişisel verilerini koruma yükümlülüğünü üstlenen idare, ne yazık ki bu yükümlülüğünü yerine getiremediği gibi halen bu erişime müdahale etmeyerek ihlalin devamlılığını oturduğu yerden seyretmektedir.  Benim ve milyonlarca yurttaşın kişisel verileri şu an için kötüye kullanıma açıktır. Bugüne kadar kullanılıp kullanılmadığı bilinmediği gibi bundan sonraki olası kötüye kullanımlara da açık bir durum söz konusudur.

Olayın geniş çapta soruşturulmasını ve sorumluluğu bulunulan kamu görevlileri dahil bütün şüphelilerin tespit edilmesini talep ederek, tespit edilecek bu kişiler hakkında “özel hayatın gizliliğini ihlal”, “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” gibi suçlardan bugün suç duyurusunda bulundum."